Ben günlüğün yalnızlar için olduğunu düşünüyorum.
Yalnızlaşan, yanlışlaşanlar için. Günlük tutan insan kendiyle konuşuyordur.
İmla kurallarına uymaz, ben yine anlaşılır olmak adına az da olsa uyuyorum.
Yalnızlaşan insan konuşmaz. Kimseyle konuşmaz hem de. Konuşamaz. Konuşabileceği
kimsesi yoktur. Kimseyi istememiş olmak da zor bu zamanlarda özellikle
yalnızlığı kötü olarak gördüğünüzü hesaba katarsak. Yalnızlık kötü değildir.
Yalnızlık zordur. Siktiğimin hayatında olan her şey gibi yalnızlık da
fazlasıyla zor ama kötü değil. Konuşmak isteyip, zihninizde milyonlarca
paragraf yaratıp ağzınızı açamamak nedir bilir misiniz?
Benim milyonlarca kelimelerim var sustuğum. Korktuğum. Zamanlarca ağlamışlıklarım var. Bilen var mı
asıl soru bu. Kim bilsin ki anlatmazsam. İnsanlar sizi zerre kadar siklemiyomuş
onu da zor yolla öğrendim. Yalnızlaşmanın güzel yanı mesela. Konuşacak birine
ihtiyacım var diye sokağa çıkıp bağırasım geliyor bazen. Sonra diyorum ki insanlar
anlamaz. İnsanları sikeyim.
Uyumaya korkar oldum. Uykularım bile beni istemiyormuşçasına
bölünüyor. Bi insan bi gece olsun rahat uyuyup sabah uyanmaz mı? Uyanmıyor. Ben
uyanmıyorum en azından. O çığlıklar hiç susmuyor kulağımda. Bitsin istiyorum
bitmiyor. Her geçen gün artarak giden bir yalnızlıkta, korkularda, çekilen
acılar geçmiyor. Her gün geçmişten bir hayalet hortluyor ve beni buluyor gibi
hissediyorum. Her geçen gün ayrı bir korku, ayrı bir acı. Hayatı sikeyim
dediğimde seksist konuşma diyorlar, diyorum. Burada sikmek kötü bişey değil. Hayata
lanet olsun demektense sikmek daha samimi. Şu dünyada bu kadar samimi neyim
kaldı ki bundan başka.
Samimiyetle ölmek daha doğru olur bence. Hoş doğru neye
yarar zaten. Ama her geçen gün ölmek yeterince doğru gelmiyor bana. Kim ister
ki gün geçtikçe bir parçasının yok olduğunu hissetmeyi? Göremez de üstelik,
hisseder yalnızca. Somut bir şey yoktur.
Hayat yalnızca bi kaçış benim için. Geçtikçe izimi
kaybettiğim bi kaçış. Bi kapı olmaktan ziyade bi cehennem çukuru. Korkutcu değil,
üzücü. Sikimsonik işte. Seviştiğim her beden benim için ayrı bir çukur açtı.
Öyle ki artık yol görünmüyor çukurlardan. Seviştikçe nefret ediyorum, nefret
ettikçe kaçıyorum. Sevişmeyi elden bırakmıyorum ama. Kaçabildiğim kadar kaçmak
istiyorum sanırım. Kaçış yok diyo Sylvia ama kaçabildiğim yere kadar. Bıçak
boğaza dayandıktan sonra da ver elini siktiğimin ölümü.